201709.13
0

MARKANIN KULLANILMASI ZORUNLULUĞU ve ANAYASA MAHKEMESİNİN İPTAL KARARI

MARKANIN KULLANILMASI ZORUNLULUĞU ve ANAYASA MAHKEMESİNİN İPTAL KARARI


556 sayılı KHK’nın 14. maddesi “Markanın Kullanılması” başlığını taşımakta ve takip eden hükmü içermektedir:

Madde 14 – Markanın, tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde, haklı bir neden olmadan kullanılmaması veya bu kullanıma beş yıllık bir süre için kesintisiz ara verilmesi halinde, marka iptal edilir.

Aşağıda belirtilen durumlar markayı kullanma kabul edilir:

  1. a) Tescilli markanın ayırt edici karakterini değiştirmeden markanın farklı unsurlarla kullanılması,
  2. b) Markanın yalnız ihracat amacıyla mal ya da ambalajlarında kullanılması,
  3. c) Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması,
  4. d) Markayı taşıyan malın ithalatı.

Kullanma amacı olmadan belirsiz bir gelecekte kullanma ihtimali göz önünde bulundurularak tescil edilen ihtiyat markalarının fazlalığı, markayı kullanma zorunluluğunun kabulünü gerektiren önemli nedenler arasında yer almaktadır.  (Özarmağan, “Marka Hakkının Kullanmama Nedeniyle Sona Ermesi”, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2008. s. 21) Şüphesiz bu ve bunun gibi durumların engellenmemesi, aynı ya da benzer mal veya hizmetler bakımından aynı ya da benzer işaretleri kullanmak ve tescil ettirmek isteyen diğer iyi niyetli işletme sahiplerinin hareket alanlarını daraltmaktadır. Bu nedenle,  tescil işleminin tüm sonuçları ile yarattığı tekel hakkının ve bu hakka dâhil yasaklama gibi olağanüstü bir yetkinin sebepsiz yere tanınarak, birçok işaretin anlamsız ve yararsız bir şekilde topluma kapatılması ve markalar sicilinin, sahibince kullanılmayan ve kullanılması için de başkalarına izin verilmeyen, gözlerden uzak, bir köşeye atılmış ve kimsenin dokunamadığı markalar deposuna dönüşmesi markanın kullanılması zorunluluğu ile engellenmeye  çalışılmıştır. (Yasaman,  “Marka Hukuku İle İlgili Makaleler, Hukuki Mütalaalar, Bilirkişi Raporları”, İstanbul, 2004.s. 628)

Anayasa Mahkemesi, 6 Ocak 2017 tarihli 29940 sayılı Resmi Gazete‘de yayınlanan kararı ile yukarıda yer verilen hükmü, Anayasa’ya aykırılık gerekçesiyle iptal etmiştir. (http://www.resmigazete.gov.tr/main.aspx?home=http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2017/01/20170106.htm&main=http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2017/01/20170106.htm)

İptal gerekçesi kısaca “ Mülkiyet hakkının konusunu, maddi ve gayrimaddi mallar oluşturmaktadır. Taşınır ve taşınmaz, maddi mallar kapsamında iken, fikri ve sınai mülkiyet hakları gayrimaddi mallar kapsamında bulunmaktadır. Bir markanın sahibine sağladığı haklar ise “ marka hakkı” olarak adlandırılmakta ve marka hakkı, fikri ve sınai mülkiyet hakları kapsamında yer almaktadır. Dolayısıyla itiraz konusu kural, mülkiyet hakkının konusunu oluşturan marka hakkıyla ilgili olduğundan KHK ile düzenlenemez.”

Karar gerekçesi Anayasada Kişinin Hakları ve Ödevleri başlıklı bölümde yer alan mülkiyet hakkının yalnızca KAMU YARARI gerekçesiyle ve kanunla sınırlanabileceği ifade edilmiştir. Bu kapsamda Marka Hakkının da mülkiyet hakkı içerisinde değerlendirilmesi ve sınırlarının kanunla çizilebilmesinin öngörülmesi de yasa lafzına uygundur.

Ancak burada üzerinde durulması gereken konu, mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen Marka Hakkının sınırlandırılması koşullarından ziyade 5 YIL HAKLI BİR NEDEN OLMAKSIZIN MARKAYI KULLANMAYAN YA DA ARA VEREN MARKA HAKKI SAHİPLERİ ALEYHİNE BAŞVURULACAK KANUNİ YOLLARIN DARALTILMASI meselesidir.

Anayasa Mahkemesinin bu kararıyla markayı kullanmadan sadece tescil ile hakkı kazanıp, bu markalardan ticari ve haksız kazanç sağlama gayesiyle elinde bulunduran kişi ve kuruşların önünü açmış olmaktadır.

Şayet bu tip davalar, ilgili hükmün iptal edilmiş olması nedeniyle davacı aleyhine sonuçlanırsa, çok sayıda mağduriyete yol açacağı da aşikârdır.

Ortadaki durum aslında faydalı bir düzenlemenin yasa yerine KHK ile düzenlenmesi nedeniyle iptale konu olduğudur. Mevcut durumda kötüniyetli şahısların çok sayıda markayı kullanmaksızın elinde bulundurması mümkün hale geldiğinden, daha önce KHK ile yapılan düzenlemenin yasal boşluğa müsaade edilmeden ivedi şekilde yeni bir yasal düzenleme tekrar yürürlüğe konması gerektiği kanısındayız.

Av. Cansu DEMİR