202003.20
2

(COVID 19) KORONA VİRÜSÜNÜN İŞ DÜNYASINA ETKİSİ

(COVID 19) KORONA VİRÜSÜNÜN  İŞ DÜNYASINA ETKİSİ

HUKUKİ AÇIDAN ÇÖZÜM ÖNERİLERİMİZ

 

A-) ÇALIŞAN ve İŞVEREN ARASINDAKİ HUKUKİ SORUNLAR BAKIMINDAN

 

  1. Korona çalışmayı durduran “zorlayıcı neden”dir. Bu nedenle gerek çalışanlar, gerekse işverenler iş sözleşmelerini haklı nedenle fesih etme hakkına ayrı ayrı sahiptir. Kimse kendisini çalışamaz kılan bir durumda iş sözleşmesi ile bağlı kalmak (çalışmak veya çalıştırmak) zorunda bırakılamaz. (İş Kanunu Madde 24-25)

  1. Özellikle uzaktan erişim imkanı olan, masa başı ve bilgisayar ile işyerindeki görevin yapılmasına devam edilebileceği durumlarda evden çalışma sistemine geçilme imkanı vardır. Böyle bir durumda çalışan görevini yerine getirmeye devam ettiğinden tam ücrete hak kazanacaktır.

  1. İşin işyerinde yapılması gerekli ise (uzaktan çalışma uygun değilse) yasalarımızın imkan verdiği belli başlı önlemler arasında;

  1. Öncelikle işçilere kullanılmayan/ birikmiş ücretli yıllık izin hakları kullandırılabilir veya izin borçlanması yaptırılabilir.

  1. Üretim daha az işçiden/çalışandan oluşan küçük gruplar şeklinde ve vardiya usulü devam ettirilebilir.

  1. İşyerinde çalışmanın durması ve hiçbir şekilde çalışma yapılmaması halinde işveren ilk 1 hafta işçiye yarım ücret ödemelidir. (İş Kanunu Md.40)

  1. Bir haftanın devamında işverenin ücret ödemesi gerekmez. Böyle bir durumda işçi ve işverenin karşılıklı kabulü ile ücretsiz izin uygulanabilir. İşçiye işveren tarafından ücret ödenmez. Ancak bu sürenin makul süreyi aşmaması gerekir.

  1. Bir haftanın sonunda işçi dilerse iş sözleşmesini sona erdirebilir. Böyle bir durumda kıdem tazminatı alır ancak ihbar tazminatına hak kazanmaz. (İş Kanunu md. 24/III)

  1. Bir haftanın sonunda işveren dilerse işçinin iş sözleşmesini sona erdirebilir. Böyle bir durumda işçiye kıdem ve ihbar tazminatı ödenir. (İş Kanunu md. 25/III)

  1. İşveren bir haftalık sürenin sonunda kısa çalışma ödeneğine başvurabilir. Bu kapsamda zorlayıcı sebeplerle işyerindeki haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak en az üçte bir oranında azaltılması veya süreklilik koşulu aranmaksızın işyerinde faaliyetin tamamen veya kısmen en az dört hafta süreyle durdurulması hallerinde, işyerinde üç ayı aşmamak üzere (Cumhurbaşkanı kararı ile 6 aya kadar uzatılabilir.) sigortalılara çalışamadıkları dönem için gelir desteği sağlanmaktadır. 03.2020 tarihli paketle bu kapsamdaki işlem prosedürlerinin hızlandırılacağı açıklanmıştır.

  1. 3 gün ve üzerinde alınan sağlık raporu dönemindeki ücret ödemeleri SGK prim matrahı esas alınmak suretiyle SGK tarafından ödenmektedir. Bu uygulama kapsamında özellikle Covid-19 belirtileri gösteren kişilere verilecek 14 günlük sağlık raporlarından kaynaklı ücretleri SGK tarafından olağan uygulama kapsamında ödenebilecektir.

  • Diğer bir uygulama olarak telafi çalışması kuralları devreye alınabilir. Telafi çalışması, zorunlu nedenlerle işin durması (ki korona virüsü nedeniyle durum budur) … işyerinde normal çalışma sürelerinin önemli ölçüde altında çalışılması hallerinde veya işçiye yasal izinleri dışında izin verilmesi hallerinde, işçinin çalışmadığı bu sürelerin telafisi için işçiye yaptırılacak çalışmadır. Hali hazırda İş Kanunu’nda 2 ay olarak düzenlenmiş olan bu çalışma şeklinin süresi 18.03.2020’de açıklanan Cumhurbaşkanlığı paketi kapsamında 4 aya çıkartılması öngörülmektedir.

  • İşverenler üzerindeki istihdam maliyet yükünü azaltmak amacıyla 18.03.2020 tarihinde açıklanan paket kapsamında işverenin SGK primi, vergi maliyetlerinin Nisan, Mayıs ve Haziran aylarına ilişkin olarak altı ay süreyle ertelenmiştir.

  • Taraflar ortadaki durumun iki tarafın kusurundan kaynaklanmaması sebebiyle, çalışma ilişkilerini çalışma saati/çalışma ücreti gibi konularda farklı mutabakatlar yaparak sürdürebilir. Bu haliyle işveren çalışanını işten çıkarmaz, çalışan ise eski ücretinden daha düşük bir ücretle çalışmakla hem işveren üzerindeki yükü azaltabilir hem de taraflar yeni koşullarda makul bir düzeyde çalışma ilişkisini sürdürebilir. Burada tarafların serbest iradeleri ile farklı alternatifler üretmesi mümkündür. Bu süreçlerde arabuluculuk uygulması da yapılabilir. Örneğin; aylık ücretin mücbir sebep süresinde %50 oranında ödenmesi vb.


B-) ŞİRKETLER, TİCARİ İLİŞKİLER, TİCARİ SÖZLEŞMELER BAKIMINDAN

                                             

  1. Öncelikle tarafların imzaladıkları sözleşmede mücbir neden maddesinin bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir. Eğer sözleşmede mücbir sebep haline özgü bir düzenleme var ise iki taraf açısından da bu hükme yönelik adımlar atılmalıdır.

  1. Eğer, imza edilen sözleşmede mücbir neden konusunda bir düzenleme yapılmamış ise o zaman Türk Borçlar Yasasının 136. ve 138. maddesinde yer alan düzenlemeden faydalanılmalıdır. Kanunumuzun 136. maddesinde; “Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer.” hükmü bulunmakta, 138. maddesinde ise “ borçlunun öngörülemeyen durum karşısında hakimden sözleşmenin uyarlanmasını isteme, sözleşmeyi sona erdirme” hakkının olduğu belirtilmiştir.

  1. Yasal düzenlemeler hiçbir şekilde taraflara bağımsız karar alma hakkı tanımamaktadır. Bu nedenle eğer ki sözleşmelerde mücbir neden maddesi yok ise; taraflar yükümlülüklerini “ihtirazı kayıt” ile yerine getirmeli ve mücbir nedenin ortadan kalkmasından sonra yargı mercilerine müracaat etmelidir.

  1. İleride mücbir sebebe dayanarak sözleşmeyi feshi, bedel indirimi, uyarlama talep etmeyi düşünen tüm iş insanları/şirketler “ Mücbir sebep koşulu altında ihtirazi kayıtla ödüyorum” şeklindeki beyanını ödeme ile eş zamanlı olarak karşı tarafa bildirmelidir.

  1. Şirketler, tacirler ticareti tek bir alışveriş olarak görmezler. Kazanan iyi bir muhatapla çalışarak sürekli kazanmak ister. Bu haliyle özellikle birbirini tanıyan, belli sürelerdir ticari ilişkisi olanlar açısından, yaşanan soruna tek alternatif olarak bir seferde ödemeye zorlamak yerine, indirim, taksitlendirme, kısmen nakit kısmen mal değişimi gibi uygulamalar üreterek, bu süreçlerde özellikle arabuluculuk kurumundan faydalanarak, korona virus salgının yarattığı belirsiz durumu, günümüzee uygun koşullar ile ticareti sekteye uğratmadan sürdürmeye odaklanılması gerektiğini öneriyoruz.


C-) ÖDEMELER, TAHSİLAT SÜREÇLERİ ve İCRA İŞLEMLERİ BAKIMINDAN

 

  1. İcra Müdürlüklerinde adli işlemler kesintisiz olarak devam etmekte, sadece evrak üzerinden olmak kaydı ile icra işlemleri yerine getirilmektedir. Toplum sağlığı nedeni ile adliye dışı işlemler (haciz, tedbir, teslim gibi..) durdurulmuş olup, bu hal tahsilat süreçlerini sekteye uğratmış durumdadır.

  1. UYAP sistemi çalıştığı için gerek avukatlar gerekse vatandaşlar tarafından (e- imza yada mobil imza ile) tüm talep ve işlemler yapılabilmektedir.

  1. Adli sürelere ilişkin henüz verilmiş bir erteleme/durma kararı olmaması sebebiyle hak kaybı ve süre kaybı yaşanmaması adına UYAP ortamında yada sadece aciliyet içeren işlemler bakımından gerekli sağlık önlemleri alınmak kaydıyla adliyelerden işlemlerin yerine getirilmesi mümkündür.

  1. Ödeme bekleyenlerin, ödeme yapacakların ek vadelendirme, çek öteleme, çek değiştirme taleplerine red cevabı vermek yerine, korona salgının etkisi süresince ticari yaşamı da canlı tutmak adına farklı alternatifler düşünülebilir.

  • Ödeme bir miktar indirim yapılarak karşı taraf vadeye/ötelemeye değil, ödemeye teşvik edilebilir.
  • Öteleme ancak bugün kısmi bir ödeme alınarak kabul edilebilir.
  • Öteleme ancak kısmi bir ödeme alınarak ve taksitlendirmeyle kabul edilebilir.
  • Öteleme kabul edilir. Ancak ek güvence alınır. (Aval, kefil, ipotek vb) Böylelikle tek borçlu yerine birden fazla borçlu muhatap yaratılır.

                                           

D) SALGIN HASTALIK ZATEN VAR. EK SORUN DEĞİL, ÇÖZÜM YARATIN.

ARABULUCULUK MÜMKÜN.

SAĞLINIZI RİSKE ETMEDEN, BİRARAYA GELMEDEN ARABULUCULUK KESİN ÇÖZÜM.

 

  • Ülkemizi ve dünyayı şiddetle etkileyen bir salgın hastalık yaşıyoruz. Muhataplarınız da sizler de ekonomik stres, sağlık kaygısı, finansal risk, iş kaybı telaşı altında olabilirsiniz. Bu nedenle empati yapmalıyız. Soruna ek sorun katmak yerine, gerekirse bugüne kadar ki alışkanlık ve kabullerden uzaklaşarak iş ortaklarımızı, çalışanlarımızı, işverenlerimizi daha çok anlamaya gayret etmeliyiz.

  • Arabuluculuk telekonferans yöntemiyle (telefon, whatsapp, wechat, skype vb) yapılabilir.Toplu ortamlara girmeden arabuluculuktan faydalanmak hem sorununuzu giderir, hem sağlığınızı korur.

  • Bu süreçlerde arabuluculuk kurumunun kalıcı çözüm üreteceğini, arabulucu huzurunda anlaşılan hususların daha sonra sorun/dava olarak karşınıza çıkmayacağını bilginize sunarız.

MTN HUKUK & ARABULUCULUK

NOT : Önerilerimiz her somut olaya göre değişim gösterebilir. Metin fikir oluşturmak için düzenlenmiştir, sorunlar olay bazında hukukçularca yorumlanarak giderilmelidir.