201904.11
0

KONKORDATO MÜHLETİ İÇERİSİNDE ”KARŞILIKSIZDIR” ŞERHİ VURULAN ÇEKLERİN DURUMU VE KARŞILIKSIZ ÇEK SUÇU HAKKINDA DEĞERLENDİRME, Av. Arb. Umut METİN

KONKORDATO MÜHLETİ İÇERİSİNDE ”KARŞILIKSIZDIR” ŞERHİ VURULAN
ÇEKLERİN DURUMU VE KARŞILIKSIZ ÇEK SUÇU HAKKINDA DEĞERLENDIRME
Av. Arb. Umut METİN
En basit haliyle konkordato, borçlunun ticari durumunun sarsılmış olması sebebiyle iflasa tabi
borçluların iflastan kurtulmasını, diğer borçluların ise mali durumunun düzeltilmesini
amaçlayan, borçlu ile alacaklı arasında yapılan ve alacaklıların alacaklarını belli bir plana göre
almalarını sağlayan ve ticaret mahkemesince onaylanan anlaşmadır.
Diğer bir deyişle, borcun vadesi geldiği halde ödeyememe ya da ileri tarihli vadesinde
ödeyememe tehlikesi altında olan borçluların, kendilerine yeni bir vade verilmesini veya
alacaklıların alacağında indirim yapılması suretiyle iflastan kurtulması ya da bozulan mali
durumunun yeniden tesisini öngören bir düzenlemedir.
En basit tanımıyla Konkordato, dürüst borçluların bozulan finansal yapılarını düzeltme fırsatı
vererek, onlara ticari hayat hakkı tanıyan bir müessesedir. Konkordato hükümleri, 2004 sayılı
İİK’nın 285 ila 309 maddelerinde düzenlenmiştir.
Mahkeme konkordatonun başarıya ulaşıp ulaşmayacağına ilişkin değerlendirme yapmak
üzere işletmenin hacmine göre bir (gerektiğinde üç) geçici konkordato komiseri görevlendirir.
Komiserin atanmasıyla birlikte, borçlu ticari faaliyetin işleyişi ve yönetilmesiyle ilgili artık
komiserin talimatlarına uymak ve onayını almak zorundadır.
Konkordato borçluya tanınmış bir fırsat, yeni bir şans iken, borçluyu zora sokabilecek,
borçlunun mahvını sağlayacak diğer düzenleme tehditleri altında bulunması konkordatonun
amacı ile uyuşmamaktadır. Bu kapsamda, konkordatoya müracaat eden şirketler veya gerçek
kişiler için ortaya çıkan sorunlardan en önemlilerinden bir tanesi, karşılıksız olan çeklerin
cezai durumlarının ne olacağıdır.
5941 sayılı Kanunun 5/1. maddesinde, “Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre
kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına
sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz
güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adli para cezası; çek
bedelinin karşılıksız kalan miktarı, (…) (2) az olamaz.” düzenlemesi yer almaktadır.
A) Kanun Maddesini İrdelemek Gerekirse,
Suçun hareket unsuru, çekin kanuni ibraz süresi içinde ibraz edildiğinde, karşılığının ilgili
banka hesabında tam olarak bulundurulmamasıdır.
Suçun faili, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebep olan gerçek kişidir.
Karşılıksız işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi, çek karşılığını ilgili bankada tam olarak
bulundurmakla yükümlü olan hesap sahibidir. Hesap sahibinin tüzel kişi olması halinde suçun
faili, tüzel kişinin mali yönetimi ile görevlendirilen yönetim organı üyesi gerçek kişi veya
böyle bir görevlendirme yapılmamış ise yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişilerdir.

Şirket içinde yönetim devri yaklaşımıyla mali sorumluluk düzenlenen bir iç yönerge ile kime
bırakılmış ise, sorumluluk altına o kişi girer.
B) Konkordato Mühleti İçerisinde Muhatap Bankaya İbrazında Çek Hesabında Karşılığı
Bulunmayan ve Ödenmeyen Çeklerin Durumuna Gelince;
Burada şöyle bir ayrım yapmakta fayda bulunmaktadır.
1. Konkordato ilanından önce arkası yazılmış olan ve şikayeti yapılmış olan çekler;
Konkordato ilan etmiş borçluya karşı; konkordato ilan etmeden önce düzenlediği çekin,
üzerinde yazılı keşide tarihinde karşılıksız kalması halinde, ihtiyati tedbir ya da konkordato
ilanı kararının bir sonucu olarak kambiyo senedinden doğan bir icra takibi yapılamaz.
Başlamış bir takip varsa da durur. Bu noktada bir duraksama bulunmamaktadır.
5271 sayılı CMK’nın 223/3-8 maddesinde, “Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen düşme
sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin
anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya
kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da, şartın henüz gerçekleşmediği
anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz
edilebilir.” denilmektedir.
Yine 5271 sayılı CMK’nın 218/1. maddesinde, “Yüklenen suçun ispatı, ceza mahkemelerinden
başka bir mahkemenin görev alanına giren bir sorunun çözümüne bağlı ise; ceza mahkemesi
bu sorunla ilgili olarak da, bu Kanun hükümlerine göre karar verebilir. Ancak, bu sorunla ilgili
olarak görevli mahkemede dava açılması veya açılmış davanın sonuçlanması ile ilgili olarak
bekletici sorun kararı verebilir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Konkordato öncesinde ibraz edilen ve “karşılıksızdır” yazılan çekler içinde karşılıksız çek
nedeniyle şikâyet edilmiş olsa bile, Ticaret Mahkemesince ihtiyati tedbir kararının
kaldırılmasına veya konkordato talebinin reddine dair karara kadar, İcra Ceza Mahkemesi
yargılamanın durmasına ya da ikinci bir yol olarak da bekletici mesele yapılmasına karar
vermelidir.
4814 sayılı Kanunun 16/b/2. maddesine göre, “Çekin karşılığının bulunmaması nedeniyle
şikâyet hakkı, 8 nci maddede belirtilen miktarın yatırılması için öngörülen sürenin dolduğu
tarihte; ihtiyatî tedbir kararı veya ödeme yasağı nedeniyle süresi içinde ibrazında çek
hakkında işlem yapılmaması halinde ise, ihtiyatî tedbir kararının veya ödeme yasağının
kalktığı tarihte doğar.” hükmü nedeniyle şikayet hakkının başlangıcı ve kovuşturma süresinin
başlangıcı ihtiyati tedbirin kaldırıldığı veya konkordatonun reddedildiği tarihtir. Şikayet süresi
de, ilgili kararın yetkili hamile tebliği ile başlar.
2. Önceden vadeli olarak keşide edildiği için, Konkordato süreleri içerisinde bankaya
ibraz edilen çekler;
Ticari yaşamda sık rastlanıldığı üzere, ekseriyetle çekler üzerinde, keşideci tarafından fiilen
tanzim edilerek hamiline verildiği tarihten çok sonraki bir tarih, keşide tarihi olarak yer
almaktadır. Bu “çek de vade olmaz” kuralına karşı tacirler arası geliştirilen bir yöntemdir.
Türkiye’de tedavüle sokulan çeklerin büyük bir çoğunluğu ödeme aracı olarak kullanılmayıp;

teminat, kredi veya rehin amacıyla kullanıldığından ileri tarihli olarak keşide edilmektedir. Biz
bu çekleri “ileri tarihli çek” olarak adlandırıyoruz.
İleri tarihli çekin ödeme günü, konkordato süresi içerisinde kalması durumunda, mahkemece,
çekin bankaya ibrazı halinde, muhatap banka tarafından “karşılıksızdır” şerhi yazılmaması
yönünde bir ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise, banka tarafından mahkemenin ihtiyati tedbir
kararı çekin arkasına şerh edilerek, çek hamiline iade edilecektir. Bu yönde bir tedbir kararı
yoksa çekin arkasına “karşılıksızdır” şerhi yazılacaktır.
Suçun oluşmaması, konkordatonun mahkemece onaylanması, borçlunun ticari işletme ile
ilgili eylem ve işlemlerinin komiser onayına sunulması ve komiserin projenin
uygulanabilirliğini denetlemesi ve alacaklılar arası dengesinin korunmasının sağlaması için
onay vermesi şartına bağlı tutulmuştur.
Borçlu konkordato talebi ile iyiniyetli olarak, mahkemeye sunduğu projede ileri tarihli çeki,
üzerinde yazan tarihte ödeyemeyeceğini, projeye uygun şekilde hareket ederek ileri bir
tarihte ödeyeceğini ilan etmekte, mahkemece de bu proje uygun bulunmaktadır. Borçlu, İcra
ve İflas Kanunu tarafından kendisine sunulan bir imkandan, üstelikte ticaret mahkemesinin
onayı ile faydalanmaktadır. Şu halde, ilgili çekin banka hesabında karşılığını tam olarak
bulundurulmaması eylemi hukuka uygun sayılacaktır. Hatta buna aykırı davranış mahkemece
onaylanan projenin ihlaline ve alacaklılar arasında sağlanan dengenin bozulması yol
açacaktır. Yani, borçlu, konkordato ile amaçlanan hedefin başarısızlıkla sonuçlanması
tehlikesi ile karşı karşıya kalacaktır.
Bir kanun maddesine uygun olduğu kabul edilen fiilin, başka bir kanunun maddesine aykırı
olduğundan bahsedilemez. Başka bir deyişle, keşidecinin süresi içinde çekin karşılığını
muhatap bankada bulundurmaması bir kanun emrine dayanmaktadır. Kaldı ki, keşideci
eyleminin kasıt ile gerçekleştiğinden söz edilemez. Bir fiilin az hukuka uygun, çok hukuka
aykırı gibi derecelendirilmesi ile failin sorumlu tutulması mümkün değildir. Bir fiil hukuka
uygundur veya değildir. Bunun ortası yoktur. Hukuka uygunluk durumlarında suç oluşmaz.
Suçun hukuka aykırılık unsuru gerçekleşmeyecek ve suç oluşmayacaktır. Dolayısıyla karşılıksız
çek suçu da oluşmaz.
3. Konkordato ilanından sonra keşide edilen ve karşılığı bulunmayan çekler;
Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 15.09.2011 tarihli, 2011/34 esas ve 2011/672 karar sayılı
ilamına göre, “İcra İflas Kanunu'nun 285 inci maddesi uyarınca konkordato talebinde bulunan
ve bu istemi kabul edilerek mühlet verilen borçlunun aynı Kanunun 290. maddesine göre
komiser nezaretinde işlerine devam etme hakkına haiz olup yalnızca mühlet ilanından
itibaren rehin ve ipotek tesis edilmeyeceği, gayrimenkul satamayacağı kefil olamayacağı ve
ivazsız tasarruflarda bulunamayacağı, aksi takdirde yaptığı akitlerin hükümsüz olacağı
öngörülmüş bulunduğundan, sanığın mühlet içinde keşide ettiği çeklerin karşılığını
bulundurma sorumluğunun olmasına ve aksi durumun karşılıksız çek keşide etme suçunu
oluşturması karşısında, çeklerin bankaya ibraz tarihlerinde henüz konkordato talebinde
bulunmamış olan sanık hakkında yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,…BOZULMASINA…”
karar verilmiştir. Bu karardan çıkan sonuçlar şunlardır:

Konkordatonun başarıya ulaşabilmesi yani tacirin iflastan kurtulabilmesi veya mali durumunu
yeniden düzeltebilmesi için konkordato mühleti içerisinde de ticari yaşamını devam ettirmesi
gerekmektedir. Bu kapsamda konkordato ilanından faydalanan borçlunun çek keşide
etmesinin önünde bir engel bulunmamaktadır. Konkordatonun ilanının ardından keşide
edilmiş veya vadesi konkordato mühleti içinde bir tarihe denk gelen ve konkordato
başvurusunda (projede) gösterilmeyen ve ödemesi planlanmayan çek, yukarıda anlatılan
kapsamda değerlendirilemez. Bu çekler yönünden, keşidecinin karşılıksız kalan çekle ilgili
hukuk ve ceza sorumluluğunun gündeme geleceği kuşkusuzdur.
C) Buraya kadar anlatılanları özetlemek gerekirse;
Konkordato uygulamasının ve mühlet kararının amacı borçlunun borçlarını ödeyebilmek veya
muhtemel bir iflastan kurtulmak için öncelikli olarak mevcut mali durumunu tespit etmek ve
tüm malvarlığını alacaklılar lehine koruma altına almaktır. Şu halde, mühlet kararı içerisinde
kanun hükmünün ve mahkeme kararının bir gereği olarak vadesi gelmiş borçlarını ödeme
yükümlülüğü bulunmayan, hatta ödeme yapması halinde alacaklar arası dengenin
bozulmasına ve projenin başarıya ulaşmasına engel hareket sergileyecek durumda kalacak
olan ve ödeme yapmaması halinde hakkında yasal takip dahi yapılamayan borçlunun, mühlet
kararı öncesi keşide ettiği ve konkordato projesinde gösterdiği çeklerin bedellerinin karşılığını
bankada bulundurma yükümlülüğü altında tutulması ve aksi durumda cezai sorumluluğuna
gidilmesi, konkordatonun ve mühlet kararının temel amacıyla çelişmektedir.
Borçlunun daha önceden keşide ettiği çeklerle alakalı olarak cezai takibata tabi tutulması,
her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunması, hatta bu
adli para cezasının alt sınırı olarak çek üzerinde yazan bedelin belirlenmesi, hakkında çek
düzenleme ve çek hesabı açma yasağının uygulanması, çek düzenleme ve çek hesabı açma
yasağı kararı verilenlerin yasaklılıkları süresince sermaye şirketlerinin yönetim organlarında
görev alamaması borçlunun mahkemeye sunduğu konkordato projesinin başarıya ulaşmasını
da imkansız hale getirebilecektir.
Karşılıksız çek şikayet üzerine, icra ceza mahkemelerinin konkordatonun ruhuna uygun karar
vermesi gerektiğinde konkordato süreci sonuna kadar davayı durdurması ya da bekletmesi
veya manevi unsur yokluğu ve hukuka uygunluk nedenlerinden dolayı beraat kararı vermesi
gerekmektedir.
Konkordato mühleti kararı öncesinde ileri tarihli olarak düzenlendiği ispat edilen çekin
mühlet kararı içerisinde karşılıksız kalması durumunda, borçlunun çekin karşılığını bankada
bulundurma sorumluluğunu kasten ihlal etmediği değerlendirilerek, karşılıksız çek
suçlamasından beraatına karar verilmesi de hukuka aykırı olmayacaktır. Aksi hareket
konkordatodan beklenen uzlaşma gayesinin gerçekleşmemesine sebep olacaktır.