202004.08
0

KARŞILIKSIZ ÇEK CEZALARININ ERTELENMESİ VE OLASI PROBLEMLER, Av. Hakan HARMANKAYA

KARŞILIKSIZ ÇEK CEZALARININ ERTELENMESİ VE OLASI PROBLEMLER

Av. Hakan HARMANKAYA

26 Mart 2020 tarihli 31080 sayılı Resmi Gazetenin Mükerrer sayısında 7226 sayılı kanunun 49. maddesi ile, 5941 sayılı kanuna Geçici 5. Madde eklenmiştir. Madde düzenlemesi ana hatları ile şu şekildedir.

“24/3/2020 tarihine kadar işlenen suçtan dolayı mahkûm olanların cezalarının infazı, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla durdurulur. Hükümlü tahliye tarihinden itibaren en geç üç ay içinde çek bedelinin ödenmeyen kısmının onda birini alacaklıya ödemek zorundadır. Kalan kısmını üç aylık sürenin bitiminden itibaren ikişer ay arayla on beş eşit taksitle ödemesi durumunda mahkemece, ceza mahkumiyetinin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilir. İnfazın durdurulduğu tarihten itibaren en geç üç ay içinde çek bedelinin ödenmeyen kısmının onda birinin ödenmediği takdirde alacaklının şikayeti üzerine mahkemece hükmün infazının devamına karar verilir. Hükümlü taksitlerden birini süresi içinde ilk defa ödemediği takdirde ödemediği bu taksit, sürenin sonuna bir taksit olarak eklenir. Kalan taksitlerden birini daha ödemediği takdirde alacaklının şikayeti üzerine mahkemece hükmün infazının devamına karar verilir.”

Düzenlemenin uygulanması ile birlikte birçok mahkeme karşılıksız çek keşide etme suçundan vermiş olduğu ve kesinleşen cezaların infazını resen durdurmuş ve ilgili infaz birimlerine gerekli yazıları göndermiştir. Böylece ilgili suçlardan mahkumiyet kararı alan kişilere 3 ay süre tanınmış ve çekin ödenmesi koşulu ile infazın durması sağlanmıştır.

Bu yazımızda; önümüzdeki 3 aylık dönemde hangi sorunlar ile karşılaşılabileceği yönünde değerlendirmelerde bulunulacaktır.

Örneğin 01/01/2019 keşide tarihli çek karşılıksız çıkmıştır. Çek bedeli 100.000-TL’dir. Keşideci ceza almış ve infazı durdurulmuştur. Keşideci alacaklıya müracaat etmiştir ve 10.000-TL peşin kalanını ise 15 taksit ile ödemek istemiştir. Dolayısı ile 01/01/2019 tarihinde ödenmesi gereken bir para 2021 yılının Eylül ayında tahsil edilebilir duruma gelmiş olacaktır. Peki keşide tarihinden taksit tarihine kadar geçecek süredeki bu 30 aylık dönemdeki gecikmenin sorumlusu kim olacaktır? Alacaklılar bu şekildeki bir ödemeyi kabule zorlanabilecek midir? Kanunda ne yazık ki bu konuda bir açıklık yoktur. Kanun tümü ile ödeme ve taksitlendirmeyi alacaklının inisiyatifine bırakmış durumdadır.  Bu konuda önerimiz 5941 sayılı kanunun 6. Maddesindeki düzenlemeye uygun olarak “Karşılıksız kalan çek bedelinin, çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticarî işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte “ ödemenin yapılması halinde alacaklıya hiçbir inisiyatif bırakılmamış olacaktır. Böylece ticari koşullara da uygun olarak alacaklı gecikmiş ödeme nedeni ile tatmin edilmiş olabilecektir.

Bir diğer sorun ise döviz cinsinden keşide edilmiş çeklerdir. Yine benzer bir örnek vermek gerekir ise; 01/01/2018 tarihinde 10.000-USD olarak keşide edilen çek karşılıksız çıkmıştır. Mahkeme yaptığı yargılamada çekin ibraz edildiği tarih itibari ile döviz kurunun 3,76 olduğu gerekçesi ile 37.600-TL para cezasına hükmetmiştir. Eğer kanunun son düzenlemesindeki hüküm “çek bedeli” olarak kabul edilir ise şuan çek bedeli TL olarak (1USD=6,75-TL) 67.500-TL yapacaktır. Alacaklıya 67.500-TL ödemek yerine devlete 37.600-TL ödemek daha avantajlıdır. Fakat kanunun yürürlük  amacının hem tahsilatları artırmak hem de cezaların infazını durdurmak olduğu gözetildiğinde bu örnekte bu amaca hizmet edilmediği açıktır. Dolayısı ile yabancı para cinsinden olan çekler içinde “çek bedeli” kavramının “çekin keşide edildiği tarihteki kur üzerinden” şeklinde bir düzenleme yapılması hem kanuna hem de hakkaniyete daha uygun olacaktır.

Örnekler çoğaltılabilir. Alacaklıya ulaşılamaz ise ödeme kime yapılacaktır? Alacaklı ödemeyi kabul etmez ise ödeme nereye yapılacaktır? Alacaklı ile borçlunun anlaşma sistemi kabul edilirken neden yargılama giderleri göz ardı edilmiştir? Gibi birçok sorundan şimdiden bahsetmek mümkündür.

Görüldüğü üzere kanunun hızlı bir şekilde kaleme alınmış olması nedeni ile, uygulamada çıkacak olası problemleri çözme konusunda yetersiz kalacağı açıktır. Belki kanun koyucu üstü kapalı bir şekilde alacaklı ve borçlunun anlaşmasını da istemiş olabilir. Lakin kanunların konuluş amacı zaten anlaşamayan kişilerin arasındaki sorunun nasıl çözüleceğine ilişkindir. Bu nedenle önümüzdeki 3 aylık sürede biz hukukçuları içinden çıkılmaz birçok sorunun beklediğini açık bir şekilde görebilmekteyiz.