202001.07
0

İhtiyati Tedbir Kararının Uygulanma Zamanı, Av. Hakan HARMANKAYA

İHTİYATİ TEDBİR KARARININ UYGULANMA ZAMANI

Av. Hakan HARMANKAYA

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun (kısaca HMK) 393. maddesinde “İhtiyati tedbir kararının uygulanması, verildiği tarihten itibaren bir hafta içinde talep edilmek zorundadır. Aksi hâlde, kanuni süre içinde dava açılmış olsa dahi, tedbir kararı kendiliğinden kalkar.” hükmü bulunmaktadır. Fakat bir haftalık bu sürenin ne zaman başlayacağı konusunda uygulamada sıkça karmaşa yaşandığı, yargı mercilerince farklı kararların verildiği görülmektedir.

Ülkemizde UYAP sistemine geçilmekle birlikte mahkemelerce verilen kararların yazıldığı ve imzalandığı tarihlerin farklı tarihlere denk geldiği gözlemlenmektedir. Daktilo ve bilgisayarların olduğu dönemde kararın kağıda aktarıldığı gün yada en geç 1 gün sonrası imza süreci de tamamlanabilmekteydi. Fakat günümüzde mahkemelerce kararın verildiği tarih ile kararın dijital olarak (elektronik) imzalandığı, UYAP ekranına işlendiği tarihlerin farklı olması davanın tarafları bakımından birçok uygulama güçlüğünü de beraberinde getirmektedir.

Yasa koyucunun madde de vurguladığı “verildiği tarihten itibaren” ifadesini yüze karşı verilen (tefhim) edilen kararlar bakımından şüphe oluşmayacak şekilde uygulamak kolaydır. Çünkü duruşma esnasında yüze karşı karar okunmuştur ve taraflar karardan haberdardır. Sürede haliyle duruşma tarihinden başlayacaktır. Fakat dosya üzerinden, özellikle davanın ilk açıldığı esnada tensip ile talep edilen yada istinaf incelemesi sırasında verilen ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararlarının infazında kanunun “verildiği tarihten itibaren” ifadesi karmaşaya ve hak kayıplarına yol açabilmektedir.

Örneklemek gerekirse; Edirne’nin Enez ilçesinde bulunan bir vatandaş mahkemeden ihtiyati tedbir talep etmiş, mahkemede bu talebi kabul etmiştir. Kararı adliye memuru 2 gün sonra postaya vermiş, PTT memuru da 3 gün raporlu olduğu için evrakı 5. günde teslim almıştır. PTT memuru tebligatı 3 gün sonra ilgilisine teslim etmiştir. Fakat bu durumda karar verileli 8 gün olmuş ve 1 haftalık süre geçmiştir. Başka bir örnek vermek gerekir ise mahkeme vatandaşın ihtiyati tedbir talebini reddetmiştir.  Vatandaş bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur ve yeninden ihtiyati tedbir talep etmiştir. İstinaf Mahkemesi İstanbul’da bulunan Bölge Adliye Mahkemesidir.  Peki bu durumda vatandaşın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesindeki dosyasını günlük olarak takip etmesi nasıl sağlanacaktır? Biz avukatlar açısından durum belki daha kolaydır. Günlük olarak UYAP üzerinden dosyanın durumu takip edilebilmektedir. Fakat bu halde dahi kararın yazılması ile imzası arasında geçecek 1 gün bile yasanın tanıdığı 1 haftalık kısa sürenin bir kısmının zayi olmasına sebep olabilecektir.

Uygulamada bu sorunlara karşı mahkemelerce sürelerin “tebliğ tarihinden itibaren” başlatılması yönünde çözümler getirildiği görülmektedir. Özellikle üst mahkemelerin kanunun bu hükmünün tebliğ koşuluna bağlanması yönünde görüşlerine rastlanmaktadır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, ihtiyati haciz talebinin reddine dair ilk derece mahkemesi kararının istinaf edilmesi üzerine verdiği kararda; yasal koşulları uygun bularak ilk derece mahkemesinin kararını kaldırmış, ihtiyati haciz kararı tesis etmiş ve kararında “ilk derece mahkemesince kararın taraflara tebliğine” hükmetmiştir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2018/2292 E. – 2019/27 K. sayılı ilamı) Benzer bir konuda Yargıtay 4. Hukuk Dairesi “ (yerel mahkemece) 24-08-2012 tarihli tensip kararı ile ihtiyati tedbirin kabulüne karar verilmiş ve gerekçeli karar yazılarak davacıya 07-09-2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı da tebliğden itibaren bir haftalık süre içinde teminatı yatırarak ihtiyati tedbirin uygulanmasını 13-09-2012 tarihli dilekçesi ile talep etmiştir. Davalı tarafça ihtiyati tedbire itiraz edilmesi üzerine Mahkemece, ihtiyati tedbir kararının verildiği tarihten itibaren bir hafta içinde infazının talep edilmemesi nedeniyle ihtiyati tedbirin kendiliğinden kalktığı gerekçesiyle ihtiyati tedbire itiraz hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davacı ihtiyati tedbir kararından tebliğ ile haberdar olmuş ve süresi içinde de infazını talep etmiştir. Bu durumda tedbirin kendiliğinden kalktığından bahsedilemez.” yönündeki tespit ile tedbir kararının infazı için haklı olarak “haberdar olma” yani “tebligat” şartını aramıştır. ( T.C Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2013/8750E. – 2013/11021K. 10/06/2013 Tarih)

Görüldüğü üzere kanun hükmü gerek uygulama gerekse güncel mevzuat değişiklikleri karşısında uygulama sorunlarına ve hak kayıplarına yol açmaktadır. Anayasamız ile de güvence altında bulunan adalete ulaşma hakkı hiçbir şekilde vatandaşın hayatını adliyede geçirmesine yol açmamalıdır. Anayasamızda korunan sosyal ve hukuk devletinin de bir amacı olarak yasalara, mahkemelere ve kararlara ulaşmanın daha kolay, daha seri, günün teknolojik gelişimlerine uygun fakat hak kayıplarına yol açmayacak şekilde düzenlenmesi yasa koyucunun da temel amacı olmalıdır.