201703.21
0

Gerçek Kişilere Yapılacak Tebligatlarda Tebligat Kanunu 35.Madde Uygulaması, Av. Burcu GÜDEN

GERÇEK KİŞİLERE YAPILACAK TEBLİGATLARDA TEBLİGAT KANUNU 35. MADDE UYGULAMASI

7201 sayılı Tebligat Kanununda ve özellikle 10., 21. ve 35. maddelerinde, 6099 sayılı Kanunla çok önemli değişiklikler yapılmıştır. Bu değişiklikler nedeni ile zaman zaman uygulamada büyük sıkıntılar çıkmakta, uygulama farklılıkları görülmektedir.


Belirtmek gerekir ki; tebligat hukukuna ilişkin yapılan değişiklikler nedeni ile uygulama da yaşanan sorunların önüne geçilmesinde zorluklar yaşanmaktadır. Bu zorluklardan en önemli kısmı, icra takip dosyalarında yaşanmaktadır. Kanun maddelerini Yargıtay Kararları ışığında inceleyerek aslında yapılan değişiklik ile birlikte kanun maddelerinin ne denli açık ve anlaşılır olduğunu fark etmekteyiz.


Tebligat Kanunu’nda yer alan ve tebligat hukukuna ilişkin temel prensip olan 10.madde de tebligatın, tebliğ edilecek şahısın en son BİLİNEN adresine yapılacağını düzenlenmiştir.


BİLİNEN ADRESTE TEBLİGAT

MADDE 10–Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa, bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir.

(Ek fıkra: 6099–11.1.2011 / m.3 / Yürürlük / m.18/ç ) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.


İcra ve İflas Kanunu kapsamında yapılan icra takipleri dikkate alındığında bilinen en son adres kavramını ele alacak olursak sıralanabilecek örnekler şu şekildedir. Senet üzerinde, sözleşmede veya faturada belirtilen adresler, mahkeme ilamında veya takibe konu edilecek dayanak belge üzerinde yer alan adresler icra takibinde tebligatın gönderileceği bilinen son adres olarak kabul edilmektedir. Bu kapsamda takip hukukunda, takibe dayanak belgede yer alan adres Tebligat Kanunu 10. madde kapsamında bilinen son adrestir ve tebligatın ilk gönderileceği adrestir. Ancak madde düzenlemesinde istisna olarak tebligat yapılacak kişinin tebligatı farklı bir adreste alacağının beyanı ve kabulü halinde her yerde tebligat yapılabileceği de düzenlenmiştir.


Takibe konu dayanak belge üzerinde her hangi bir adres olmaması halinde veya adresin tebligata elverişsiz olduğunun anlaşılması üzerine, UYAP sistemi ile entegre olan MERNİS sistemi olarak kabul edilen adres kayıt sisteminde tespit edilen adresin, kişinin bilinen son adresi olarak kabul edileceği Tebligat Kanunu 10. madde 2. fıkrasında düzenlenmiştir.


Tebligat Kanunu Kapsamında tebligat usullerini düzenleyen 20. 21. ve 35. maddelerde ayrıca önem arz etmekte olup gerçek kişilerde 35. madde uygulaması dikkat çekmektedir.




“ADRES DEĞİŞTİRMENİN BİLDİRİLMESİ MECBURİYETİ

MADDE 35–Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır.

(Değişik 2. fıkra: 6099–11.1.2011 / m.9 / Yürürlük / m.18/ç ) Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.

(Değişik 3. fıkra: 4829–19.3.2003 / m.11) Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır. (Ek fıkra: 3220–6.6.1985) (Değişik 4. fıkra: 6099–11.1.2011 / m.9 / Yürürlük / m.18/ç ) Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır.

 (Ek fıkra:6099–11.1.2011/m.9 /Yürürlük/m.18/ç) Daha önce yurt dışındaki adresine tebligat yapılmış Türk vatandaşı, yurt dışı adresini değiştirir ve bunu tebliğ çıkaran mercie bildirmez, adres kayıt sisteminden de yerleşim yeri adresi tespit edilemezse, bu kişinin yurt dışında daha önce tebligat yapılan adresine Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğunca 25/a maddesine göre gönderilen bildirimin adrese ulaştığının belgelendiği tarihten itibaren otuz gün sonra tebligat yapılmış sayılır.”

 

Uygulamada icra takiplerinde 35. madde yalnız tüzel kişilere tebligat yapılamaması halinde ticaret sicil adreslerinde kayıtlı adreslerine tebligat yapılması amacı ile kullanılmakta ise de, aynı maddenin gerçek kişiler için de uygulanması mümkündür.


Kanun maddesinde açıkça hangi şartlarda uygulanacağı yazmasına rağmen icra müdürleri gerçek kişilere 35. madde hükümlerinin uygulanmayacağı gerekçesi ile icra dosyalarına yansıyan talepleri reddetmektedir. Bu durumda ise hem madde içeriğine hem de ilgili Yargıtay içtihatlarına dayanarak müdürlük işleminin kaldırılması için, memur işlemini şikayet yoluna gitmek gerekecektir.


Tebligat Kanunu 35. Maddesi incelendiğinde, usullere uygun tebligat yapılan kişi adresini değiştirmesi halinde adresini bildirmeye mecbur olduğunu ve bildirdikten sonra tebligatların yeni adrese yapılacağını düzenlemiştir. Ancak usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen, adres değişikliği yaparak değişikliği bildirilmemiş ise adres kayıt sisteminde de yerleşim adresi tespit edilemiyor ise tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.

 

Gerçek kişilere 35. Maddenin uygulanmasının şartları şu şekilde sıralanacaktır.

  • Usulüne uygun yapılmış tebligatın olması,
  • Adres değişikliği olduğu halde dosyaya bildirilmemiş olması,
  • Veya adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi tespit edilemiyor olması,

Bu şartların oluşması halinde icra takiplerinde davaların her aşamasında uygulanabilecek olan 35. Madde uygulanması talep edilirken Yargıtay Kararlarının da sunulmasında fayda olacaktır. Zira bazen icra müdürlüklerince, kanun maddesini incelemeye gerek görmeksizin talepleri reddetmekte, adres kayıt sisteminde adresi olmayan kişilere karşı tebligat yapılmasını iyice zorlaştırmaktadırlar.


Konuya ilişkin olarak yüksek mahkeme kararlarında  …Söz konusu maddeye göre, tebligat yapılabilmesi muhatabın adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresinin bulunmaması şartına bağlanmıştır. Adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresinin tespit edilmesi halinde 6099 Sayılı Kanun ile değişik 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2.maddesi gereğince tebligat yapılacaktır. …. Tebligat Kanununda 6099 Sayılı Yasa ile yapılan değişiklik sonrası, gerçek kişiler yönünden 35. maddeye göre tebligat yapılabilmesi için borçlunun adres kayıt sisteminde bir adresinin bulunmaması ve ayrıca daha önce kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olması zorunludur.” (Yargıtay 12.Hukuk Dairesi 2013/12526 E. 2013/18570 K.) şeklinde hüküm verirken bir başka kararında ise   “Tebligat Kanunun 35/2 maddesi “Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.” hükümlerini içermektedir. Yasa hükümlerine göre, adres kayıt sisteminde adresleri tespit edilebilen taraflara Tebligat Kanunu 35. maddesine göre tebligat yapılmasında yasal olanak bulunmamaktadır” Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2012/4784 E. 2012/7919 K. şeklinde karar vermiştir.

 

Bu durum bize açık bir şekilde göstermektedir ki uygulama ile yasal mevzuatın içeriği bazen aynı şekilde yorumlanamamakta, uygulamada oluşan durumlara ve çözümlere yasa metnine göre üstünlük tanınmaktadır. Dolayısı ile bazen uygulama bizleri yasanın hatalı olarak uygulanmasına sevk etmektedir. Fakat biz hukukçular için önemli olan uygulamanın ne getirdiği değil yasanın konuyu nasıl düzenlediğidir.  Yasanın verdiği imkanın kullanılması içinse akılcı ve yasal dayanağı mevcut çözümler üretmektedir.


Av. Burcu GÜDEN

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *