201809.02
0

Finansal Kuruluşlara Olan Borçların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Yönetmelik Bugün Yürürlüğe Girdi., Av. Arb. Umut METİN

FİNANSAL KURULUŞLARA OLAN BORÇLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASINA İLİŞKİN YÖNETMELİK BUGÜN  YÜRÜRLÜĞE GİRDİ. ( Av. Arb. Umut METİN )

Bankacılık Kanunu madde 93; Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun görev ve yetkilerini düzenlemektedir. Belirtilen madde BDDK’ya, finansal piyasalarda güven ve istikrarın sağlaması ve kredi sisteminin etkin çalışmasını temin için finansal kuruluşların uygulamalarını izleme ve denetleme yetkisini vermektedir. BDDK ekonomide önemli zarar doğurabilecek her türlü işlemi önleme, kredi sisteminin sağlıklı çalışmasını sağlama, bu uğurda gerekli tedbir ve kararları alma hakkına sahiptir.

Bugün yani 15 Ağustos 2018 günü Resmi Gazete’de yayınlanan ve yine bugün yürürlüğe giren “ Finansal Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması Hakkında Yönetmelik ”de (kısaca “Borç Yapılandırma Yönetmeliği”) yukarıda belirtiğimiz kanun maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Borç Yapılandırma Yönetmeliği, alacaklı kuruluşlar olarak tanımlanan 5411 sayılı kanuna tabi bankalar ve 6361 sayılı yasaya tabi finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri ile bu şirketlere kredi borcu bulunanları doğrudan ilgilendirmektedir.

İçinde bulunduğumuz günlerde ekonomide yukarı – aşağı yönlü sert kur hareketleri yaşanmaktadır. Uluslararası ticaret devletlerin koruyucu müdahalesi nedeniyle piyasa serbest bir işleyişi gösterememekte, sonuç olarak kurdaki sert dalgalanmalar (TL’nin yabancı para birimleri karşısındaki yüksek değer kaybı) ulusal ve uluslararası ticareti zora sokmaktadır. Bu durum nakit döngüsünde önemli sorunları ortaya koymaktadır. Döviz cinsinden borçlanan, döviz cinsinden kredi kullanan, uluslararası ticaret yapan, hammadde tedariğini dövizle ve özellikle yurtdışından yapan şirketler, dalgalanan kurlardan doğrudan etkilenmektedir. Belirtilen hallerde veya sebebi her ne olursa olsun, finansal kuruluşlardan kredi / finansman kullananlar geri ödemelerinde sorunlar yaşayabilmektedir.

Bu durum, mevcut borçların gözden geçirilerek, yapılandırılması ihtiyacını doğurmuştur. Bir taraftan alacaklı finansal kuruluşun alacağına kavuşması, diğer taraftan borçlunun kredi kullandıran finansal kuruluşlara borcunu ödemesi için yeni bir yapılandırma yapılmasına Borç Yapılandırma Yönetmeliği çerçevesinde imkan verilmektedir. Yapılan en basit anlatımla, alacaklının alacağına kavuşmasını sağlamak, borçlunun ise borcunu ödemesi için zor koşulları hafifletmektir.

Borç Yapılandırma Yönetmeliği’nin 4. maddesi, ilk koşul olarak borcun geri ödenme kabiliyetinin tesbitini aramaktadır. Bu tespit, Borç Yapılandırmaya İlişkin Çerçeve Sözleşme’de gösterilecektir.  Borçların geri ödenme kabiliyeti görülmediği durumlarda, borçluların finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınması sözkonusu olamayacaktır. [Madde 4 (1)]

Alacaklı borcun yapılandırma önerisi dahilinde ödenmesini umarken, tahsil edememe riskini taşıyan taraftır. Borçlu ise kendisine tanınacak imkanlarla gerçekten ciddi, tutarlı bir borç ödeme kurgusu ortaya koymalıdır. Bu durumda, geri ödeme kabiliyetinin tesbitini kim yapacaktır? Bu tesbiti, ne alacaklı ne de borçlu yapacaktır. Tesbiti Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından belirlenecek kuruluşlar yapacaktır.

Çerçeve anlaşmaları ile alınabilecek tedbirler kapsam olarak; borcun vadesini ötelemek, krediyi yenilemek, borçluya ilave kredi vermek, borç rakamında indirim yapmak veya bunlardan vaz geçmek, ana para ve kar payı alacaklarını iştirake çevirmek, devir işlemine tabi tutmak, ayni değerler karşılığında tasfiye etmek, satmak, bilanço dışına çıkarmak, diğer bankalar ve alacaklılarla birlikte hareket ederek protokoller yapmaktır. Bu seçeneklerin karma olarak kullanılması da mümkündür.

Borç Yapılandırma Yönetmeliği madde 5’de, Borç Yapılandırma Çerçeve Anlaşmaları detaylandırılmaktadır. Çerçeve anlaşmaların imzası zamanaşımı kesmektedir. Bu haliyle yapıcı bir yaklaşım içinde bulunan tarafların, hukuksal bir zamanaşımı riski taşıması men edilmek istenmiştir.

Tüm alacaklıların sözleşme hükümleri konusunda ikna edilmesi kolay olmadığından Borç Yapılandırma Yönetmeliği Madde 5 (4) fıkrası ile getirilen “ Çerçeve Anlaşmaları kapsamında bir borçluya yapılan sözleşmenin alacaklı kuruluşların alacaklarının 2/3’ünü oluşturan çoğunluğu  tarafından imzalanması halinde, alacaklı kuruluşların tamamı tarafından alacakların yeniden yapılandırılması zorunludur.” yerinde bir düzenlemedir.

Borç Yapılandırma Çerçeve Anlaşmaları Türkiye Bankalar Birliği tarafından hazırlanacak olup, alacaklı kuruluşların imza yetkililerince imza edilebilecektir. Ölçek büyüklüğü ve sektörel faaliyet alanı kriterlerinden yola çıkılarak farklı borçlu grupları oluşturulabilecek, her bir borçlu grubu için bu gruba özgü Çerçeve Anlaşma hazırlanabilecektir.

Çerçeve Anlaşmalarda; yeniden yapılandırma süreci ve bu sürecin işleyişini ortaya koyan temel hükümler, borçluların asgari nitelikleri,  anlaşmanın taraflara getirdiği yükümlülükler, anlaşmaya aykırı davranışın sonuçları, sözleşme tarafları (alacaklı kuruluş ve borçlu) arasında imza edilecek sözleşmenin temel unsurları ile tarafların hak ve yükümlülüklerinin minumum çerçevesi gösterilecektir.

Çerçeve anlaşmalarında, olası uyuşmazlıkların çözümünde yargı yolu ile çözüm arayışı yerine, konunun hakem marifetiyle çözümü yöntemi belirlenmiştir. 3 kişilik kurul olarak faaliyet gösterecek hakemlerim, oybirliği ile karar alması zorunlu olmadığından, hakem kararının 3 hakemden 2’sinin aynı yöndeki görüşü ile alınabileceği anlaşılmaktadır. Alternatif uyuşmazlık çözüm yönteminin tercihi, hızlı karar alınabilmesi, uzman kişilerin hakem olması, hakemlerin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu tarafından seçilmesi etkin ve ekonomin hızına uygun  bir uyuşmazlık çözüm mekanizmasının planlandığını ortaya koymaktadır.

Borç Yapılandırma Yönetmeliği’nin genel olarak, uygulamada alacaklı ile borçlu arasında var olan borç öteleme, borçta indirim, kontrollü ek kredi ile mevcut borç riskini azaltma yaklaşımını desteklediği, bu haliyle kredi ilişkilerinde borçlu hale gelenlerin borcunu ödemesine ek imkanlar yaratırken, alacağını tahsil dışında bir hedefi olmayan ve özel kanunlara tabi olarak özenle hareket etmesi gereken banka ve finansal kuruluşların alacak tahsillerinde borçlular ile olumlu işbirliğine imkan sağladığı kanısındayız.