202002.24
1

CORONA VİRÜSÜ TİCARİ SÖZLEŞMELERİ TEHDİT EDİYOR. CORONA VİRÜSÜ YALNIZCA ÇİN’DE DEĞİL, TÜRKİYE’DE DE MÜCBİR SEBEP SAYILIR. Av. Arb. Umut METİN – Av. Hakan HARMANKAYA

 

CORONA VİRÜSÜ TİCARİ SÖZLEŞMELERİ TEHDİT EDİYOR.

CORONA VİRÜSÜ YALNIZCA ÇİN’DE DEĞİL, TÜRKİYE’DE DE MÜCBİR SEBEP SAYILIR.

Av. Arb. Umut METİN – Av. Hakan HARMANKAYA

Yakın zamanda Çin Halk Cumhuriyeti’nde baş gösteren “Corona Virüsü” benzerine sıkça rastlamadığımız ölümlere neden olan ciddi bir salgın hastalık olarak karşımıza çıkmıştır. Tıbbi olarak Covit-19 olarak da tanımlanan hastalık, dünya üzerinde o denli yüksek bir kaygı yaratmıştır ki, henüz korona virüsüne rastlanmayan ülkelerde dahi, sağlık kuruluşlarınca salgına karşı ciddi önlemler alınmaya başlanmıştır. Türkiye de bu tür önlemleri ortaya koyan ülkelerden biridir. Virüsün,  Türk iş dünyasına ve uluslararası ticarete etkisi konuyu hukuken incelememize neden olmuştur.

Virüs Global Ticarete Engel Olmaktadır. Çin’de virüsün görüldüğü bölge karantinaya alınmış, birçok ülke tarafından Çin ile yapılan her türlü yolcu ve eşya taşımacılığı hizmetleri salgına karşı tedbir olarak durdurulmuştur. Çin ile olan gümrük kapılarının kapatılması yanında, Çin Halk Cumhuriyeti’nde yakın zamanda bulunmuş kişilerin tedbir alan ülkelerin bir kısmının topraklarına girişi de yasaklanmıştır. ABD, Avustralya, Rusya, İtalya, Pakistan, sınır komşumuz İran gibi ülkeler bir çırpıda bu tür tedbirleri uyguladığı bilinen örnek olarak sıralanabilecek ülkelerdir. Bu durum salgının, yalnızca Çin ülkesinde değil, dünya genelinde yolcu ve eşya taşımacılığına engel olduğunu ortaya koymaktadır.

Çin dünya ekonomisinde ticaretinin ve üretimin dev ülkesidir. Küresel işleyen ticaret dünyası, virüs nedeniyle uluslararası ticaretin durakladığı bir sahne ile karşı karşıyadır. Bu durum gerek ülkemizde gerekse de uluslararası ticaret kapsamında imza edilen sözleşmelerde öngörülen zaman, şekil, nitelik veya miktarda malın – hizmetin zamanında veya hiç yerine getirilemeyeceğini ortaya koymaktadır.  Virüs sağlık sorunlarına sebep olduğu gibi, hukuki sorunlara da neden olmuştur ve bu sorunlar artma eğilimindedir.

Ortaya Çıkan Durum, Ticari Sözleşmelerin Yerine Getirilmesini Engellemektedir. Yaşanan durum benzeri sıkça görülen, normal bir olay değildir. Ortada olağanüstü bir salgın hastalık olduğu, hukuken de bu halin mücbir sebep (force majeure) olduğu kanısındayız. Mücbir sebep; önüne geçilmesi elde olmayan, istem dışında oluşan durum demektir. Sözleşmenin tarafları başlangıçta borca konu edimin ifasını amaçlar. Bunun yanında, bazı hallerde taraflar arasında yapılan sözleşme başlangıçta geçerli olarak kurulmakla birlikte, sözleşmeye konu edimin ifası sonradan imkansız hale gelebilir. Borç konusu edimin ifasının imkânsız hale gelmesi durumunda, tarafların hak ve yükümlülüklerinin tespiti açısından imkânsızlığın türü, kapsamı ve zamanı büyük önem arz etmektedir.

Hiçbir iş insanı yoktur ki, böylesi bir salgın hastalığın ortaya çıkabileceğini öngörsün, yine hiçbir iş insanı yoktur ki korona virüsü salgınını kendi insiyatifiyle engelleyebilsin. Ortada hiç kimsenin öngöremeyeceği bir durum var iken, ortaya çıkan bu hastalık halinin ticari ilişkiler/borç ilişkileri açısından hukuk tarafından konumlandırılacağı yer mücbir sebep kurumu olmalıdır. Kanımızca da korona virüsü tehlikeli bir salgın hastalık olarak, mücbir sebep olarak değerlendirilmelidir.

Mücbir Sebep Var İken, Sözleşmeye Uygun Davranmak Mümkün Olmayabilir. Çin menşeili veya Çin ile bağlantılı bir ticari ilişkinin tarafları sözleşmede yer verdikleri sözlerine ne derece uymak isterse istesin, sözleşme gereğini yerine getirmekte zorlanacaktır.  Bu noktada, aynı koşullarda bulunan her şirket için imkânsız olan bir durumda, salgının etkisi yokmuşçasına sözleşmenin yerine getirilmesini beklemek hukuken doğru da, adil de olmaz.

Diğer yandan, mücbir sebep sözleşme ihlali için bir suiistimal aracı da olmamalıdır. Corona Virüsünün etkisinin olmadığı bir alanda mücbir sebep gündeme gelmez. Sözleşmenin tarafları sözleşmeden kaynaklı yükümlüklerini yerine getiremiyorsa ve bu durum Corona Virüsün etkisi ile olmuşsa artık bu sözleşmeden doğacak borçlardan sorumlu olmayacaktır. Sadece Corona Virüsün ortaya çıkması mücbir neden için yeterli değildir. Tarafların bu durumdan da açık bir şekilde etkileniyor olması önemlidir.

Örnek vermek gerekir ise, Türk Şirket T ile Çinli şirket Ç arasında, Çin’den Türkiye’ye cep telefonu alım-satımı konusunda bir sözleşme imza edilmiş ise, bu sözleşmenin yerine getirilmesinde, üretim yapılan fabrikanın karantina bölgesinde bulunması veya ürünlerin sevkiyat imkanının kalmaması gibi sebeplerle, korona virüsü salgını ticareti engelleyici olmuş olabilir. Bu halde yaşanan salgını dikkate alarak Çin firması Ç’nin durumu Türk şirket T’ye bildirimi ve cep telefonlarını teslim edemeyeceğini izahıyla, mücbir sebep nedeniyle borcu sona erer. Çinli Ç firması, bu arada Türk şirketi T’den avans vb. bir ön ödeme aldı ise, bu bedeli de iade etmek yükümünde olur.  Yakın zamanda medyaya yansıdığı üzere Samsung firmasının üretim tesisleri de Çin’de karantina kararından etkilenmiştir. Bu nedenle ülkemizde yada dünya üzerinde Samsung markalı ürünlerin yada yedek parçalarının üretim ve tedarikinde yaşanacak gecikmeler, mücbir sebebe bağlı olarak oluştuğundan, gecikmeyi belirtilen firmanın kusuruna bağlamak mümkün olmayacaktır.

İki Türk Şirket Türkiye’de İş Yaparken, etkisi varsa Korona Virüsü Nedeniyle Mücbir Sebep İddiasında Bulunabilir. Korona virüsü yalnızca Çin’de yerleşik şirketler için bir mücbir sebep hali değildir. Dünyanın ticaret açısından küçüldüğü günümüzde, iki Türk şirketinin ülkemiz sınırları dahilindeki ticareti, tamamen ulusal bir ticari işlem gibi gözükse de, şirketlerden birinin borcunu ifası, Çin’den tedarik ettiği (ithal) veya yalnızca Çin’e sevk edebileceği (ihraç) bir ürün ile bağlantılı ise, şirketlerin Türk şirketi olması ve Türkiye’de yerleşik olmaları nedeniyle korona virüsünü mücbir sebep olarak değerlendirmemek mümkün olmaz. Çin ile bağlantı olan her konuda mücbir sebebin var olup olmadığı dikkatlice incelenmelidir.

Yüksek mahkeme benzer konularda görüşlerimizi destekleyen kararlara imza atmıştır. Mahkeme “…Mücbir sebep, sorumlu veya borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış normunun veya borcun ihlâline mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde yol açan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır.. Deprem, sel, yangın, salgın hastalık gibi doğal afetler mücbir sebep sayılır…” diyerek salgın hastalık ve tüm dünyayı tehdit eden tıbbi sorunların taraflar arasındaki hukuki ilişkileri doğrudan etkileyeceğini belirtmiştir.  (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/1190 E., 2018/1259 K., 27.06.2018 T.)

Corona virüsünden hukuki alanda türeyen “ Mücbir Sebep Virüsüne ” karşı hukuki önlem, sözleşmelerde şimdiden düzenleme yapmaktır. Corona virüsünün bir salgın hastalık olarak yayılmasının, ticari sözleşmelerde üstlenilen işlerin yapılması konusunda yarattığı olası riske karşı hukuki önlem almak da mümkündür. Hukuki ilk reçetemiz; özellikle Corona Virüsünün bir bahane, bir mazeret olarak ileri sürülmesini engellemenin yolu, şirketler arasındaki sözleşmelerde “ Corona Virüsü salgını, keza virüse ilişkin alınan/alınacak tedbir ve tasarruflar sözleşmede üstlenilen yükümlülüklerin kısmen veya tamamen ifasına engel değildir. Söz konusu salgına rağmen taraflar işbu sözleşme ile üstlendikleri borç ve sorumluluklarını, sözleşmede yazıldığı şekil, zaman ve miktarda ifa edeceklerdir.” şeklindeki veya benzeri bir madde, tarafların ilerde virüsün mücbir sebep olarak ileri sürülmesine engel olacaktır. Hukuki çözümlerde farklı fikir ve eleştiriler olağan olsa da, kanaatimize göre sözleşme güvenliği ve ticari öngörülebilirlik için, önerdiğimiz şekildeki düzenleme fayda sağlayacaktır. Bu haliyle ticari sözleşmelerin virüs tartışmasından arınması için, mücbir sebep dışı tutulma yönündeki iradenin sözleşmeye açıkça yazılması gerekmektedir.